top of page

Tüm Gönderiler


Bütün İnsan
Ben yalnızca edeple var olamam, kirimle de buradayım— ellerim nasır, dilim günah, kalbim secdeye yatkın ama dizlerim isyanda. Bir ahlak aynasında yüzümü tanıyamadım, çünkü bana hep tek yüz gösterdiler; oysa ben, gecenin alnına sürülmüş karayım, gündüzün utancını taşıyan. Dua ettim, duam yarım kaldı; küfre sığındım, küfür de beni tamamlamadı. Arada kaldım— tam da insanın durduğu yerde. Bana “sus” dediler, sustum; içim daha yüksek sesle konuştu. Bana “terbiye” dediler, eğildim;

Murat Akdoğan
21 Şub1 dakikada okunur


Öz
Bir cümleye tutunmuştum eskiden, yarım kalmış bir duaya. Ne bilgelik taslıyordum ne de karanlığı övüyordum. Sadece kırık bir bardaktan su içiyordum ve şükrediyordum hâlâ susayabildiğime. Kalbim aceleciydi, ellerim masum. Dünya çok büyüktü ben küçücük bir “tamam”dım. Birini sevince kelimeler yetmez sanırdım, susmayı öğrenmezdim. Bakışlarım yazardı şiiri, dilim sadece imzalardı. Şimdi dönüp bakınca o ilk hâlime, şunu görüyorum: İnsan en doğru şeyi hiç bilmediği zaman söylüyor.

Murat Akdoğan
20 Şub1 dakikada okunur


Kül Ve Kıyam
Bir yanım sabırdır, bir yanım isyan. Kalbim iki uçurum arasında salınan bir mihrap. Ey ömür, sen ne müşkül bir imtihansın. Ne zaman “tamam” desem içimde bir yangın başlar yeniden. Ben ki kendi nefsine yenilmiş mağrur bir askerim; harbim görünmez, yenilgim alkışsız. Gece omzuma çöker zifiri bir kefen gibi. Lâkin bilirim — karanlık da Hakk’ın bir ismidir ışığı göstermek için var kılınmış. Küllerimden utanmam artık. Her yanış bir tasfiye, her düşüş bir arınış. Kıyam sandığım şey

Murat Akdoğan
13 Şub1 dakikada okunur
bottom of page
