top of page

Tüm Gönderiler


Doğmanın Telafi Edilemez Hatası
Saçmanın Şafağında Bir Davet Sen, doğmanın o telafi edilemez hatasını erkenden fark edenlerdendin. Cihanın bütün kelimeleri bir araya gelse, senin o taşra sessizliğine gömülmüş tek bir anını tasvir edemezdi. Yürüdüğün sokaklar, üzerine basıp geçtiğin gölgeler bile birer yanılsamaydı; bilirsin, dünya aslında hiç kurulmamıştı, sadece biz onun yıkıntıları arasında evcilik oynuyorduk. Bir sabah, herkesin uykuda olduğu o gri saatte, odanın ortasında durdun. Ne bir öfke vardı içind

Murat Akdoğan
5 gün önce21 dakikada okunur


Geometrinin Son Günü
Sen öldün, arkanda bıraktığın eşyaların düzeni ise hâlâ yaşıyor. Masanın üzerindeki kurşun kalem, masanın kenarına tam olarak paralel duruyor. Onu oraya bilerek mi öyle koydun, yoksa giderken elinden düşen son nesne tesadüfen mi bu kusursuz geometriye kavuştu, hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Ölümünden üç gün sonra odana girdiğimde, gözüme ilk çarpan şey bu paralellik oldu. Dünya yıkılmıştı ama milimetrik hesaplar yerli yerindeydi. Hayatını bir dizi simetri üzerine kurmuştun. Kita

Murat Akdoğan
6 gün önce16 dakikada okunur


Nuran'a Müebbet, Bana Nakavt
Müptezeller’in, kaybedenlerin ve erken kaybedenlerin Ankara’sından bir cuma gecesi. Kafamın içi, pazar yeri yangını. Sigaramın külünü halıya silkeliyorum, çünkü halı zaten hayata dair umutlarımdan daha temiz değil. Fondaki eski bir şarkı, tırnakları etten ayırır gibi kanatıyor geceyi. Ve tabii ki mevzu yine sen, Nuran. Nuran. Adı nur, kendi zifiri karanlık. İnsan isminin tersiyle sınanırmış, benim sınavım da bu herhalde. Seni düşünmek, bitmiş bir derbinin 90+4. dakikasında de

Murat Akdoğan
26 May10 dakikada okunur
bottom of page
