top of page

Tüm Gönderiler


Mâsivâdan Mavera’ya: Bir Mukaddes Sığınış
Zamanın ve mekânın dar kalıbına sığmayan, Korkularımın karanlığında, bana benden daha yakın olan! Zihnimin ördüğü o örümcek ağlarını, "ya olursa" diyen vesveseleri, Güneşin doğuşuyla dağılan sisler gibi dağıtan Sensin. Ben bir 'hiç'lik içinde 'hep'lik ararken yoruldum, Kendi yarattığım putların gölgesinde kavruldum. Sen ki; atomun kalbindeki o muazzam raksın sahibisin, Yıldızları birer tespih tanesi gibi fezaya dizensin. Benim cüce endişelerim, Senin azametin yanında nedir ki

Murat Akdoğan
2 May2 dakikada okunur


Dönüşümün Arka Bahçesi
Korku; paslı bir kilit gibi asılı durur, Girmeyi reddettiğimiz o aydınlık kapıda. "Ya şöyle olursa" diye başlayan o dipsiz kuyu, En güzel kuşları boğar daha kanatlanmadan havada. Zihin; bazen kendine en büyük engel, Kendi yazdığı senaryoda bir yabancı oyuncu. İstediğin o hayatın, o parıltılı dünyaların, Neden hep en sonunda başlar o karanlık yolcu? Oysa bak, toprak bile çatlamadan çiçek vermez, Eski bir kabuk düşmeden, yeni bir ten gelmez. İnsanın içindeki o melankolik bulut,

Murat Akdoğan
29 Nis1 dakikada okunur


Siber-Gurbet ve Kadim Avaz
Ulu bir rüyanın eşiğinde durdum, Bir yanım kerpiç duvar, bir yanım çelikten örgü. Zamanın nabzını metalik bir saatte vurdum, Eski bir türküden sızdı bugün taze bir yergi. Ne turna selamı kaldı, ne saba yeli dostum, Sinyaller arasında kayboldu gönüldeki sargı. Gökten fiber kablolar iner, sanki gökkuşağı, Toprak yorgun, asfaltın altında can çekişir kök. Eskiden bir selamla ısınırken gönül ocağı, Şimdi uydulardan yağıyor başımıza binlerce yük. Akıl bir labirentte, şaşırmış solun

Murat Akdoğan
29 Nis2 dakikada okunur
bottom of page
