top of page

Tüm Gönderiler


Bodrum Katı Ahalisi
Kış erken bastırmıştı o yıl. Bizim bodrum katın rutubeti, Kavaklıdere’nin o dik yokuşlarından aşağı yuvarlanan bütün dertleri toplar, bizim odanın ortasına sererdi. Babam, apartmanın yirmi dört dairesinin çöpünü toplar, ekmeğini getirir, azarını işitirdi. Ben de onun arkasından koştururdum. Çöp torbalarından sızan o ekşi koku, üstümüze sinmişti bir kere. Ne kadar yıkansak çıkmazdı, bilirdim. Fakirliğin kokusuydu o, parfümlerle kapanmayan cinsten. Bizim apartmanın adı "Huzur"

Murat Akdoğan
19 May2 dakikada okunur


Çırakların Erken Büyüyen Sakalları
Usta dükkânı üzerime kilitleyip gittiğinde saat gece yarısını çoktan geçmişti. Elimde zımpara kağıdı, önümde kazalı bir Ford Taunus’un çamurluğu. Kaporta macununun o kimyasal kokusu ciğerime oturdu mu gitmez, bilirim. Zaten bu hayatta üzerime oturan hiçbir şey gitmedi. Ne o koku, ne babamın bitmeyen borç senetleri, ne de göğsümün sol tarafındaki o tarif edilmez gürültü. Bizim gibi adamların gençliği, sanayi sitesinin hurdalığında paslanan vites kutuları gibidir. Kimse dönüp b

Murat Akdoğan
18 May2 dakikada okunur


Rahm-i Mâderde Ağıt
Sesim çarptı da döndü, o soğuk mermer taşından, Dünya bir katre bile değilmiş, gözümün yaşından. Hangi kapıyı çalsam, ardında hep o tanıdık gurbet, İçimde bir yetim sızısı, dilimde bitmeyen bir sabret. Eskiden bayram kokardı, şimdi ise sadece toprak, Dalından kopup düştü, o en sığınaklı yaprak. Hani dizine yatsam geçerdi ya dünyanın bütün kahrı, Şimdi hangi rüzgar getirir bana, o anne kokusunu, ey Tanrı? İnce bir sızıdır şimdi, her akşamüstü çöken, Ömrümün bahçesinde, en taze

Murat Akdoğan
11 May1 dakikada okunur
bottom of page
