top of page

Tüm Gönderiler


Nuh Tufanı'nın Arıza Kaydı
"Bak yeğenim, dünya dediğin; Şarkışla’da bir kerpiç duvarın dibine yaslanmış, ama zihni Manhattan’ın gökdelenleri arasında mekik dokuyan bir firaridir. Emlek Baba’nın rüzgârı eserken insanın yüzüne, sanki bir süper bilgisayarın soğutma fanı çalışıyor sanırsın. Ama yanılırsın. O rüzgâr, içindeki o bin yıllık 'eski sürüm' kederi alıp götürmez; aksine onu günceller. Şimdi herkes 'hız' diyor, 'erişim' diyor, 'bağlantı' diyor. Oysa en güçlü bağlantı, bir ozanın teline vurduğu o il

Murat Akdoğan
30 Mar1 dakikada okunur


Emlek Hattı’nda Galaktik Bir Muhabbet
Bozkırın ortasında, tozlu bir plakta dönüyor dünya, Sanki Şarkışla’da uzay üssü kurulmuş gibi bir rüya. Bağlamanın telleri dijital bir fırtınaya gebe, Gönül dedikleri; yüksek gerilim hattında bir kulübe. Emlek Baba’nın izinde, neon ışıklı bir secdedeyim, Hem kadim bir dertteyim, hem modern bir bilmecedeyim. Turnalar uçuyor ama gövdesi karbon fiberden, Hüzünse hep aynı; o sızmaz hiçbir fiberden. Eski sözler dökülürken modern bir klavyeden, Hakikat süzülüyor, o en derin zerred

Murat Akdoğan
30 Mar1 dakikada okunur


Kimse Alkışlamadı
Bazı günler hiçbir şey olmaz. Ne gökyüzü kararır ne de içimizde bir devrim çıkar. Hayat, sessizce devam eder. Güneş doğar. Çay buharını kaybeder. Bir kuş konar pencereye— ve dünya bunu kayda geçmez. İnsan hep büyük anların peşinde ya— yangınlar, vedalar, mucizeler… Oysa hayat en çok sessiz günlerde çalışıyor. Bir sabah uyandım ve içimde bağıran o eski ses fısıltıya dönmüştü. Kimse fark etmedi. Ben ettim. Birini affettim. O kişi bilmedi. Ama omuzlarım hafifledi. Bir hayalimden

Murat Akdoğan
7 Mar1 dakikada okunur
bottom of page
