Nuh Tufanı'nın Arıza Kaydı
- Murat Akdoğan

- 3 gün önce
- 1 dakikada okunur

"Bak yeğenim, dünya dediğin; Şarkışla’da bir kerpiç duvarın dibine yaslanmış, ama zihni Manhattan’ın gökdelenleri arasında mekik dokuyan bir firaridir.
Emlek Baba’nın rüzgârı eserken insanın yüzüne, sanki bir süper bilgisayarın soğutma fanı çalışıyor sanırsın. Ama yanılırsın. O rüzgâr, içindeki o bin yıllık 'eski sürüm' kederi alıp götürmez; aksine onu günceller.
Şimdi herkes 'hız' diyor, 'erişim' diyor, 'bağlantı' diyor. Oysa en güçlü bağlantı, bir ozanın teline vurduğu o ilk mızraptadır. O mızrap öyle bir veri transferi yapar ki, ne fiber optik kablo dayanır buna, ne de uydu sinyali.
Şu notu da şuraya iliştirelim, lazım olur:
Gönül; şifresi unutulmuş bir kasa gibi durur göğüs kafesinde,
Anahtarı ise ne bir kodda gizli, ne de elin hevesinde.
Modern zaman; bizi bir simülasyona hapsetse de nihayet,
Bozkırın sessizliği, en gürültülü şehirden daha büyük bir inayet.





Yorumlar