top of page

Öz




Bir cümleye tutunmuştum eskiden,

yarım kalmış bir duaya.

Ne bilgelik taslıyordum

ne de karanlığı övüyordum.

Sadece

kırık bir bardaktan su içiyordum

ve şükrediyordum hâlâ susayabildiğime.

Kalbim aceleciydi,

ellerim masum.

Dünya çok büyüktü

ben küçücük bir “tamam”dım.

Birini sevince

kelimeler yetmez sanırdım,

susmayı öğrenmezdim.

Bakışlarım yazardı şiiri,

dilim sadece imzalardı.

Şimdi dönüp bakınca

o ilk hâlime,

şunu görüyorum:

İnsan en doğru şeyi

hiç bilmediği zaman söylüyor.

Ve ben—

hâlâ aynı yerden seviyorum.

Az, derin, utanarak.

Seni seviyorum.

İlk şiirim gibi.

Yorumlar


bottom of page