Bozkırın Frekansı ve Paslı Şehir
- Murat Akdoğan

- 21 Nis
- 2 dakikada okunur

Güneş batarken Şarkışla’nın afilli bağrında
Bir uydu uyanır, soğuk metalden kanatlarını açar.
Eskiden bir ozan ağlardı pınarın başında,
Şimdi veriler, bulutların arasından sessizce kaçar.
Emlek’ten esen yel, bir baz istasyonuna çarpar da döner,
Gönül ocağında yanan o kor ateş, sanki bir ekranda söner.
Toprak ana yorgun, üzerine beton bir zırh giydirilmiş,
Arılar çiçek yerine, neon ışıklara konar olmuş.
Kadim bir masalın sonu, bir hard diske sığdırılmış,
Ruhumuzun o geniş bozkırı, piksellerle dolmuş.
Bir yanımızda derviş sabrı, bir yanımızda fiber hız,
Bu karmaşanın ortasında, hepimiz biraz yalnız, biraz kimiz?
Sazın teknesi çatlamış, içinden devreler sızıyor,
Mızrap vurdukça telden, bir hata kodu yükseliyor.
Dertli Kerem şimdi Aslı’yı bir navigasyonda arıyor,
Dağlar delinmiş ama, Ferhat şimdi betonu deliyor.
Hakikat dediğin; bir "şifre" ile bir "onay" arası,
Geçmiyor bir türlü bu çağın o derin, o sinsi yarası.
Masiva dedikleri; şimdi bu parlak camların içi,
Gönül gözü kapalı, ama kameralar her an tetikte.
Eskiden bir bakışta çözülürdü insanın her işi,
Şimdi kayboluyoruz bu devasa, bu yapay estetikte.
Ruhum bir derviş hırkası gibi yamalı ve yorgun,
Modern zamanlar içinde, kendi özüne her gün sürgün.
Geceleri yıldızları değil, uyduları sayar olduk,
Köy odasındaki o demli sohbeti, gruplarda arar olduk.
Biz ne ara böyle bu metalik boşluğa dolduk?
Kendi inşa ettiğimiz bu labirentte, her gün biraz daha solduk.
Mana bir derviş gibi çekilmiş kendi kuytusuna,
Düşmemek için çırpınır bu hızın o vahşi uykusuna.
Şehir bir dev gibi yutarken çocukluk düşlerini,
Paslı bir rayın üzerinde, eski bir türkü fısıldar.
Unuttuk biz toprağın o en mahrem gülüşlerini,
Şimdi sadece soğuk fanların sesinde saklı sırlar.
Ama yine de bir umut, bir çatlak var bu duvarda,
Bir gönül sızısı saklıdır, her zaman en derindeki harda.
Kelimeler yetsin artık, bu uzun yolun sonu yok,
Menzil dediğin aslında, başladığın o ilk noktadır.
Bu çağın sahte ışığında, yalan çok, gösteriş çok,
Gerçek olan; bir samimiyet, bir de o bitmeyen yaradır.
Bırak aksın bu dijital nehir, biz kıyıda duralım,
Kendi içimizdeki o en sessiz, o en gerçek şehri kuralım.





Yorumlar