Toparlanırsam Belli Etmem
- Murat Akdoğan

- 13 Oca
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 14 Oca

Bir günahı usulca okşadım,
büyümedi.
Bir duayı sert sevdim,
küskün kaldı.
Demek ki her şey
niyet kadar değil,
ses tonuna da bakıyor.
Babamın sustuğu yerde
ben cümle kurdum.
Annemin ağladığı yerde
ben taş oldum.
Taşın da bir hafızası varmış,
öğrendim.
Allah’la konuşurken
sesim titremiyor artık,
çünkü korkudan değil
alışkanlıktan susuyorum.
Beni en çok kurtaran şey
temiz kalmam değil,
kirimi saklamam oldu.
Çünkü bu çağda
çıplak hakikat
fazla dikkat çekiyor.
Bir gün toparlanırsam
belli etmeyeceğim.
İnsan iyileştiğini
ilk kendinden saklamalı.
Diz çökmedim bu kez,
inat ettim.
Belki Allah
inat edenleri de
seviyordur diye düşündüm.
Bir duayı tersinden okudum,
manası kaçmadı.
Demek ki bazı niyetler
yön bilgisi istemiyor.
Gülerken yakalandım bir ara,
ayıp gibi geldi.
Hemen ciddileştim.
İnsan iyileşince
utanıyor.
Günahlarımı saydım,
eksik çıktı.
Sevaplarımı saymadım,
bozulmasın diye.
Bu şehirde neşe
yüksek sesle taşınmaz.
Ben de iç cebime koydum,
kalbin sol tarafına.
Toparlanırsam belli etmem.
Ama içimden
hafif bir şükür
sızabilir.
Herkes bir şey sandı beni,
duvar bildi.
Yaslandığımda sormadı,
anladı.
İnsan anlatırken büyütüyor,
dayanırken küçültüyor derdini.
Ben küçülttüm.
Cebime sığacak kadar.
Bir gün bağıracak gibi oldum,
duvar serinliğini verdi.
Söz geri çekildi,
öfke utandı.
Her yer nasihat dolu,
ama kimse dayanmayı öğretmiyor.
Duvar öğretir.
Sessiz, sabırlı, yerinde.
Toparlanırsam belli etmem.
Çünkü duvar yıkılmaz,
sadece çatlaklarını
kendine saklar.
Kimseye anlatmadım olanı biteni,
cebimde taşıdım.
Bir anahtar,
bir kırık saat,
bir de geç kalmış merhamet.
Zamanı savunmaya çağırdılar,
gelmedi.
Herkes haklıydı,
ben hariç.
Bir günahı temize çıkarmaya çalıştım,
dosyası kabarıktı.
Bir sevabı suçüstü yakaladım,
utangaçtı.
Hakikat ağır bir şey,
üst ceplerde durmuyor.
O yüzden içe koydum,
kalbe yakın.
Mahkeme hiç kurulmadı.
Hüküm zaten belliydi:
Yaşamaya devam.
Toparlanırsam belli etmem.
Deliller bende kalsın.
Öyle ki, insan, kendi aleyhine susar.
Her şey geçti sanıyordum,
geçen benmişim.
Yerimde kalan şey
sertleşmiş bir hatıra.
Duvara yaslandım,
o benden önce buradaydı.
Belli ki çok adam görmüş,
hiçbirine şaşırmamış.
Bir taşın da kalbi olurmuş,
çarpmaz ama tutar.
Unutmaz,
sadece konuşmayı reddeder.
Ben de öyleyim artık.
Hatırlıyorum ama anlatmıyorum.
Anlatırsam da
kendimi suçtan düşüremiyorum.
Bir gün toparlanırsam
yerimden oynamam.
Çünkü bazı iyileşmeler
hareketsiz olur.
Konuşacak bir şeyim vardı,
alıştım sustum.
Bazı cümleler söylenmeyince
olgunlaşıyor.
Doğruyu erken söyledim,
yanlışla yaşlandım.
Şimdi ikisini de
aynı sessizlikte taşıyorum.
Bir zamanlar bağırdığım yerde
şimdi çay içiyorum.
Bu da bir terfi sayılır mı,
bilmiyorum.
Allah beni duyuyor,
ona eminim.
İnsanlar duysa
fazla karışırdı.
Toparlanırsam belli etmem.
Çünkü susmak
en kalabalık iyileşme biçimi.
Kirliydim.
Ama bunu yüksek sesle söylemedim.
Çünkü bazı lekeler
adı konunca derinleşiyor.
Bir aynayı ters çevirdim,
yüzüm rahat etti.
İnsan kendine bakmayı
ne zaman öğrendiyse
o gün biraz bozuluyor.
Allah’la aramda
ince bir küslük var,
barışsak ayıp olacak.
O beni biliyor,
ben de O’nun sabrını.
Geceleri topladım kendimi,
sabahları dağıttım.
Çünkü bu şehir
derli toplu adamları
fazla ciddiye alıyor.
Kirimi sakladığım yer
en temiz yerim oldu.
Oraya kimseyi almadım,
hatta kendimi bile
seyrek uğrattım.
Toparlanırsam belli etmem.
İnsan iyileşirken
sessiz olmalı.





Yorumlar