top of page

Toparlanırsam Belli Etmem

Güncelleme tarihi: 14 Oca




Bir günahı usulca okşadım,

büyümedi.

Bir duayı sert sevdim,

küskün kaldı.

Demek ki her şey

niyet kadar değil,

ses tonuna da bakıyor.

Babamın sustuğu yerde

ben cümle kurdum.

Annemin ağladığı yerde

ben taş oldum.

Taşın da bir hafızası varmış,

öğrendim.

Allah’la konuşurken

sesim titremiyor artık,

çünkü korkudan değil

alışkanlıktan susuyorum.

Beni en çok kurtaran şey

temiz kalmam değil,

kirimi saklamam oldu.

Çünkü bu çağda

çıplak hakikat

fazla dikkat çekiyor.

Bir gün toparlanırsam

belli etmeyeceğim.

İnsan iyileştiğini

ilk kendinden saklamalı.


Diz çökmedim bu kez,

inat ettim.

Belki Allah

inat edenleri de

seviyordur diye düşündüm.

Bir duayı tersinden okudum,

manası kaçmadı.

Demek ki bazı niyetler

yön bilgisi istemiyor.

Gülerken yakalandım bir ara,

ayıp gibi geldi.

Hemen ciddileştim.

İnsan iyileşince

utanıyor.

Günahlarımı saydım,

eksik çıktı.

Sevaplarımı saymadım,

bozulmasın diye.

Bu şehirde neşe

yüksek sesle taşınmaz.

Ben de iç cebime koydum,

kalbin sol tarafına.

Toparlanırsam belli etmem.

Ama içimden

hafif bir şükür

sızabilir.


Herkes bir şey sandı beni,

duvar bildi.

Yaslandığımda sormadı,

anladı.

İnsan anlatırken büyütüyor,

dayanırken küçültüyor derdini.

Ben küçülttüm.

Cebime sığacak kadar.

Bir gün bağıracak gibi oldum,

duvar serinliğini verdi.

Söz geri çekildi,

öfke utandı.

Her yer nasihat dolu,

ama kimse dayanmayı öğretmiyor.

Duvar öğretir.

Sessiz, sabırlı, yerinde.

Toparlanırsam belli etmem.

Çünkü duvar yıkılmaz,

sadece çatlaklarını

kendine saklar.


Kimseye anlatmadım olanı biteni,

cebimde taşıdım.

Bir anahtar,

bir kırık saat,

bir de geç kalmış merhamet.

Zamanı savunmaya çağırdılar,

gelmedi.

Herkes haklıydı,

ben hariç.

Bir günahı temize çıkarmaya çalıştım,

dosyası kabarıktı.

Bir sevabı suçüstü yakaladım,

utangaçtı.

Hakikat ağır bir şey,

üst ceplerde durmuyor.

O yüzden içe koydum,

kalbe yakın.

Mahkeme hiç kurulmadı.

Hüküm zaten belliydi:

Yaşamaya devam.

Toparlanırsam belli etmem.

Deliller bende kalsın.

Öyle ki, insan, kendi aleyhine susar.


Her şey geçti sanıyordum,

geçen benmişim.

Yerimde kalan şey

sertleşmiş bir hatıra.

Duvara yaslandım,

o benden önce buradaydı.

Belli ki çok adam görmüş,

hiçbirine şaşırmamış.

Bir taşın da kalbi olurmuş,

çarpmaz ama tutar.

Unutmaz,

sadece konuşmayı reddeder.

Ben de öyleyim artık.

Hatırlıyorum ama anlatmıyorum.

Anlatırsam da

kendimi suçtan düşüremiyorum.

Bir gün toparlanırsam

yerimden oynamam.

Çünkü bazı iyileşmeler

hareketsiz olur.


Konuşacak bir şeyim vardı,

alıştım sustum.

Bazı cümleler söylenmeyince

olgunlaşıyor.

Doğruyu erken söyledim,

yanlışla yaşlandım.

Şimdi ikisini de

aynı sessizlikte taşıyorum.

Bir zamanlar bağırdığım yerde

şimdi çay içiyorum.

Bu da bir terfi sayılır mı,

bilmiyorum.

Allah beni duyuyor,

ona eminim.

İnsanlar duysa

fazla karışırdı.

Toparlanırsam belli etmem.

Çünkü susmak

en kalabalık iyileşme biçimi.



Kirliydim.

Ama bunu yüksek sesle söylemedim.

Çünkü bazı lekeler

adı konunca derinleşiyor.

Bir aynayı ters çevirdim,

yüzüm rahat etti.

İnsan kendine bakmayı

ne zaman öğrendiyse

o gün biraz bozuluyor.

Allah’la aramda

ince bir küslük var,

barışsak ayıp olacak.

O beni biliyor,

ben de O’nun sabrını.

Geceleri topladım kendimi,

sabahları dağıttım.

Çünkü bu şehir

derli toplu adamları

fazla ciddiye alıyor.

Kirimi sakladığım yer

en temiz yerim oldu.

Oraya kimseyi almadım,

hatta kendimi bile

seyrek uğrattım.

Toparlanırsam belli etmem.

İnsan iyileşirken

sessiz olmalı.

Yorumlar


bottom of page