Lanetin Rahmetle Çarpıldığı Gece
- Murat Akdoğan

- 12 Oca
- 1 dakikada okunur

Hicap ve Hiddet Risalesi No: 8
Ey felek, ey eğri büğrü cellâdım,
Sen mi biçtin benim ömrümü bu yamuk makasla?
Her nefesimde bir itiraz,
Her adımımda kadim bir yara…
Yine de yürürüm—çünkü lanet de benim, bereket de.
Gecenin bağrına saplanmış eğri bir hançer gibiyim,
Ucu paslı, kabzası yetim,
Ama keskinliği hâlâ ilahî bir azap gibi işliyor içime.
Ruhum diyorum, ulan ruhum…
Bir yanın melâmet ehli,
Bir yanın sokak arası küfürbaz meczup.
Dilimden dökülen her sövüş,
Aslında bir duanın üstü örtülmüş hâli;
Kimse bilmez, bilse de anlamaz:
Ben küfrederken bile Yaradan’ın eteğini tutarım gizlice.
Çünkü benim yolum karanlıkla aydınlığın arası—
Her ikisine de tam olarak ait olamayanların yolu.
Ey vicdan, paslanmış çıngırak!
Bozuk çalarsın, eğri konuşursun,
Ama yine de peşimden gelirsin inatla.
Bazen sana “kes sesini or*spu çocuğu!” derim,
Bazen “beni bırakma” diye fısıldarım.
İkisini de aynı ağızdan söylerim,
Çünkü ikisi de ben.
Kaderim desen…
O zaten mest olmuş bir meddah gibi,
Benim aczimi anlatmayı kendine şeref bilmiş.
Ne zaman doğrulmaya kalksam,
O güler önce;
Ne zaman tökezlesem,
En çok o alkışlar.
Ama aldanma
Ben düşerim ama gömülmem.
Çünkü içimde zamana meydan okuyan bir kıvılcım var:
Beni her gecenin içinden çeken o ateş.
Ve bilirim…
Benim çöküşüm bile kabuk değiştirir zamanla,
Yeniden doğmak için fırsata döner.
O yüzden kader isterse hakaret etsin,
Gölgem bile benden kaçsın,
Dünya uğursuz bir meyhane gibi üzerime çöksün…
Ben yine kalkarım.
Ve kalktığımda şöyle derim:
Ben lanetle yoğruldum,
Ama kendi karanlığımdan daha kudretli doğdum.





Yorumlar