Yalancı Kendilik
- Murat Akdoğan

- 5 Ara 2025
- 1 dakikada okunur

Hicap ve Hiddet Risalesi No: 1
Dünün kamburuyum ben,
çürük bir hatıranın böğrüne saplanmış eğri bir hançer,
ne yâr bildiğim kaldı, ne gönül dediğim,
her biri birer ibret, birer illet, birer lânet tadında.
Boğazımda düğümlenir sabahın soğuk nefesi,
içimde uğuldayan eski bir çarşı kalabalığı—
heyûlâ gibi geçer mazim,
kulağıma eğilip “toparlan bre hergele” der,
ama ben yine kendi çemkirişime takılır kalırım.
Gecelerime çöreklenen o küstah sessizlik var ya,
hah işte o, içimin en namussuz aynası;
ben ona baktıkça o bana söver,
ben sustukça o daha derine gömer.
Kader dedikleri şu paslı çark,
döndürür de döndürür beni,
yine de bir türlü beceremez adam etmeyi;
çünkü içimde kendi yangınıyla ölen bir serkeş var,
kendi küfrünü kıble yapan bir arsız dua,
kendi yolunu kendi götünden uyduran bir asi.
Ne vakit el atsam kendime,
bir yerlerden eski kelamlar dökülür:
“Vahdet, hikmet, hevesat, firkat…”
Hepsi ayrı bir yara bandı,
hepsi başka bir piçlik mirası.
Yine de yürüyorum işte:
adı sanı unutulmuş bir sokak gibi,
hem karanlığın evlâdıyım,
hem sabahın serseri sızıntısı.
Ve bil ki sevgili benliğim,
her ne kadar süründürse de bu âlem,
ben gene kendi öfkemi besleyip
kendi küfrümle arınırım:
Çünkü bazen en doğru dua,
insanın içinden patlayan
tek bir kelâmdır:
“Yeter lan.”







Yorumlar