Zifirnâme
- Murat Akdoğan

- 12 Oca
- 1 dakikada okunur

Hicap ve Hiddet Risalesi No: 6
Karanlık, anamdan emdiğim ilk süt gibi kadim;
Göğsümde asırlık bir lanetin küflü tokadı,
Dilimde hem dua hem küfür, ikisi de aynı acıdan doğma.
Ey bahtım, yamuk yumuk yazılmış karanlık müsvedde!
Ulan seni düzeltmeye çalıştıkça daha beter eğiliyorsun.
Neşe diye içtiğim her yudum, hüzne gebeymiş meğer;
Her tebessümün ardında bir feryadın lohusalığı gizli.
Ruhum, geceyarısında çırılçıplak dolaşan bir âsi,
Gölgesi bile benden kaçar olmuş;
Bir elimle haramı dürterim,
Bir elimle semâya “affet!” diye abanırım—
İkisi de yarım, ikisi de eksik, ikisi de ben.
Söyle, kim çizdi alnıma bu delice mukadderatı?
Hangi kör kâtip yazdı kader defterime “yanacak bu herif”?
Hangi eski çağdan kalma büyü tuttu da kalbim
Hem perişan bir meczup, hem de cihanın en mağrur dilencisi oldu?
Lâkin…
Her ne kadar küfretsem de göklere,
Her ne kadar isyan etsem de toprağın paslı dişine,
Bir sır var içimde:
Ben çöküşte güzelleşen bir mahlukum.
Ben karanlıkta olgunlaşan bir meyve.
Ben yanarken doğan bir kelâmın sahibi.
O yüzden dünya dilediğince sillesini vursun,
Talih isterse diz çöktürsün, isterse üstüme çöksün…
Ben yine kalkarım,
Yara izlerimi mühür gibi göğsüme basarak,
Ve derim ki:
Beni yıkan her şey, benden bir parça daha yaratır.





Yorumlar