Çöküşün Gizli Dirilişi
- Murat Akdoğan

- 7 Ara 2025
- 1 dakikada okunur

Hicap ve Hiddet Risalesi No: 5
Zamanın paslı baltasıyla kıyıya atılmış bir ömrüm var artık.
Fecrin dumanı sinmiş üstüme,
Ne utanç sökebiliyor beni, ne de hamasi bir teselli.
Ben ki, asırlar öncesinden kalma
Bir bedduanın serseri torunuyum;
Dizimde kevser niyetiyle içilmiş keder,
Göğsümde yedi ceddime küfreden bir fırtına.
Ey nefsim, yüzü kara çingene!
Her adımda bir zıkkım taşırsın eteğinde,
Her nefeste başka bir günahı öpersin gizlice.
Bari bir kez sus, bir kez dur,
Bir kez de benimle adam gibi helalleş.
Ama n’oldu?
Yine devrildi gönlümün darası,
Yine eğildi alnımın yazısı,
Yine “s*ktir et!” dedim kendi bahtıma
—öyle bir dedim ki, gök bile utandı benden.
Vuslatı mı ararım, yoksa firakı mı bilmem;
Her gecenin ucunda başka bir uçurumun fısıltısı.
Lâkin bir şey var ki, eminim:
Ben yıkıldıkça açılıyor içimin kilidi,
Ben kahroldukça berraklaşıyor hakikatin sesi.
Varsın dünya beni yamuk bir cümle sansın,
Varsın talihim bana küskün bir orospu olsun…
Ben yine yürürüm kendi harap yolumda,
Çünkü bilirim:
Çöküşün göbeğinde saklıdır gerçek diriliş.







Yorumlar